“BİZİM ORTAK GELECEĞİMİZ”

 Toplumlar çeşitli gereksinimlerini doğal kaynaklardan elde etmektedir. Dünya nüfusunun artmasıyla insanoğlunun doğal kaynaklara olan ihtiyacı da artmaktadır. Doğanın kendini yenileme hızı doğal kaynakların tüketilme hızına yetişemediğinden, doğa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmakta, ekosistemin dengesi bozulmakta, bu sebeple insanoğlunun ve diğer tüm canlıların yaşamı ve geleceği tehdit altına girmektedir. Bu nedenle doğal yaşamın devam edebilmesi ve insanoğlunun içinde yaşadığı doğaya karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları belirlemek için sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmıştır. Sürdürülebilirlik, ekonomik, toplumsal ve çevresel yönden sürekliliğin sağlanması bakımından insanoğlunun doğaya vermiş olduğu zararı olabildiğince en aza indirgemek olarak ifade edilmektedir.

Bize bu konuda düşen görev daha az tüketerek daha fazlasını başarmak.

Sürdürülebilirlik faaliyetlerinde iki ayrı konuya odaklandık;

Daha Fazla Değer

 Sosyal ve Çevresel Değer: Sadece ekonomik açıdan değer yaratmayı hedeflemiyoruz, bunun yanı sıra çevresel ve sosyal açılardan da değer yaratmaya odaklanıyoruz.

 Sürdürülebilir Katma Değer: Sürdürülebilir katma değer yaratabilmek için yalnızca eko verimlilik oranlarını değil, bunun yanı sıra eko etkinliği de dikkate alıyoruz. Katma değer yaratabilmek için yalnızca ekonomik verimliliğe bakmak yerine doğal kaynaklara verdiğimiz çevresel zararı en aza indirgemeye çalışarak devam ediyoruz.                                   

 Materyal ve Atıklar: “materyaller ve atıklar” ve “su ve atık su” alanlarında ise kullandığımız kaynakları ve bunun sonucunda da faaliyetlerimiz ve ürünlerimizin ekolojik ayak izini daha çok azaltmayı amaçlıyoruz.

 Azaltılmış Ayak İzi                            

 Mevcut teknoloji ve kaynak yönetimiyle bir bireyin, topluluğun ya da faaliyetin tükettiği kaynakları üretmek ve yarattığı atığı bertaraf etmek için gereken biyolojik olarak verimli toprak ve su alanıdır.

Ekolojik ayak izi, doğaya verilen zararı azaltacak, mümkünse yok edecek çözümlerin üretilmesi ve hala üretken olan doğal alanların kapasitelerinin ölçülebilmesi için geliştirilen bir yöntemdir. Ekolojik ayak izi raporları, bu etkenlerin biyolojik üretkenlik üzerindeki tesirlerini inceleyerek, üretim ve tüketim faaliyetleri bu düzey ve kalıplarla ilerlediği sürece, yakın bir zaman içerisinde tek bir dünyanın yeterli olmayacağını göstermiştir.